İrem BAYRAM: Ego yatırımı değil, şirketime yatırım yapmaya çalıştım

0
853

İrem Hanım öncelikle sizi daha yakından tanıyalım istiyoruz, acaba bir gün burada firmanızın başında olacağınızı düşünüyor muydunuz?

Açıkçası bizim ailemizde bir ticaret olgusu her zaman var olmuş idi. Best Van Tur 1990 yılında kuruldu ben de 1990 doğumluyum, şimdi düşündüğümde benim burada olacağım o zamandan belliymiş, aynı anda dünyaya gelmişiz. Tabii ki, çocukluğumda da otobüslerle çok yakından ilgiliydim.Okulda piknikler düzenlenirdi ve Best Van Tur’un araçlarıyla pikniğe giderdik,hiç unutmayacağım bir anımı sizinle paylaşayım, bir aracımız vardı Mercedes Benz O 403  arkasında ‘İrem’ yazıyordu.Ben de çocuk aklımla dedim ki tamam bu benim otobüsüm, benim aracım, ben ne zaman nereye gidersem benimle gelecek bu otobüs.O zamanlar ancak 7-8 yaşlarındaydım. Zamanla, yaz tatillerinde Best Van Tur’un biletlerini satmaya bankoda bulunmaya başladım ve uzun zamanlar geçirdim bankonun arkasında. Keyifle hatta bazen okulumun dahi önüne koyacağım kadar ciddiyetle firmamıza hizmet etmeye çabaladım. Şüphesiz o zamanlar insan düşünemiyor, aradan seneler geçecek ve ben bu firmanın başına geçeceğim şeklinde.

Fen Lisesi eğitimin ardından İşletme Fakültesi’ni aile şirketimizde bulunmak gibi ideallerle bitirdim. Önce iki yıl kadar farklı sektörlerde deneyim kazanmak istiyordum ancak şartlar farklı gelişti ve bu noktaya gelmem beklediğimden biraz erken olmuş oldu. Şu an dönüp arkama baktığımda, bu noktaya iyi ki erken gelmişim, birçok sektörde edinemeyeceğim deneyimi kısa sürede Best Van Tur’un yönetimi esnasında kazanmışım diyorum. Elbet de daha Best Van Tur’la yapacağımız çok fazla kilometre var. Ben 26 yıllık bir firmanın son üç yılında başındayım ve inanıyorum ki Best Van Tur ile henüz gideceğimiz çok yol var.

Hep şuna inandım, bir işe ne tarafından bakarsanız o tarafıyla yüzleşirsiniz. Ben hep bu işe pozitif yanından baktım ve pozitif yönleriyle karşılaştım. Böyle geçmişi kuvvetli, bir geleneği olan Best Van Tur şirketinin yönetiminin bana devredilmiş olması benim için hep bir şans olduğunu düşündüm.

Firmamızın büyük bir ekip olduğunun farkında olarak ancak amatör ruhumuzu bir aile olduğumuzu da unutmadan bu yolları alacağımızın, aşacağımızın inancındayım. Bu uğurda haftada en az bir saat bankoda bulunup yolcularımızla birebir yüz yüze iletişimde olmaya çalışıyorum, tesislerimizi araçlarımızı ziyaret ederek yolcular ve personelimizin bir aile sıcaklığına eriştiğini gözlemliyor ve bununla günden güne gurur duyuyorum.

Şirket yönetimini devraldığınızda zorluklar yaşadınız mı?

Bu zorluklardan bahsetmeden önce şunu açıkça belirtmek istiyorum, o dönem benim tam manasıyla cahil cesaretine sahip olduğum bir dönemdi. Ancak bazen hepimizin o cahil cesaretine öyle ihtiyacı var ki, işe yeni başlamanın verdiği heyecanla beraber o dönemi atlatabildiğime inanıyorum.

Özellikle güven konusunda büyük zorluklar yaşadım. Her zaman gördüğüne inanan ve güvenen biriyim ancak burada gördüğümüzün ardında da bazı şeyler olduğunu fark ettim öncelikle bu dikkatimi çekti.

Fakat konuda çok şanslı olduğum bir konuya değinmeden edemeyeceğim. Babam Arslan Bayram. O hiçbir zaman bizleri hata yapmaktan korkutarak yetiştirmedi. Hata yapılacaksa yapılmalı ve neticelerinden ders çıkarılmalı anlayışını bizlere öğretti. Bir hata yapılıyorsa bizleri uzaktan izler ve sonuçları ortaya çıktığı zaman sadece bir değerlendirme ile bizlere deneyim kazandırır. Bunun büyük faydalarını gördüğümü belirtmeliyim.

Toparlayacak olursam, korktuğum sorunlarla zorluklarla karşılaşmadığımı söyleyebilirim. Özellikle bu sektörde ‘bir kadın olarak yönetici olmak’ nasıl olur sorusunu sormuştum kendime ve gördüm ki bizim sektörümüz tam tersine kadın pozitif ayrımcı rolünde. On tane erkeğin yaptıramadığı işi benim bir ricam, ’İrem Hanım’ı kırmayalım’ düşüncesiyle de dahi olsa büyük bir saygıyla yaptırmaya yetiyor. Fakültedeki arkadaşlarımın çoğunda olan ‘aile şirketi’ korkusunu da hiç yaşamadım aslında. Buraya geldiğimde gördüm ki kaptanlarımız muavinlerimiz ve diğer tüm personellerimiz zaten ailemize dahil olmuş. Best Van Tur ailesi aslında kocaman bir aileymiş ve ben bunu buraya gelince gördüm ve güç buldum güçlük yerine.

İşleri devraldığınızdan bu yana şirketi nereden nereye getirdiniz? Bundan sonra istikametiniz ne yönde olacak?

İşlerin başına geçtiğimde zaten çok yoğun bir ağa sahiptik, örneğin, Kuzey Irak’a seferlerimiz vardı ki hâla da öyle ancak ben bu sektörde kadın eli değmesinin faydasına inanan birisiyim. Bu yönden, birçok konuda kurumsallaştığımıza inanıyorum. Birçok konuda iş bölümüne gittik. Yarın ben burada yok iken işler ‘tıkır tıkır’ yürüyor ise ben burada başarılıyım diyorum ve hedefim iş bölümü denince hep bu oldu.

Geldiğimden bu yana ego yatırımı değil bu şirkete yatırım yapmaya çalıştım. Ben burada olmasam da işler rayında yürüsün, ekip olmanın ruhuna ulaşalım istedim.

Biraz işin şaka tarafı da olsa, kaptanlarımız ve muavinlerimiz artık daha fotojenikler sürekli objektiflerin karşısında oluyorlar.

Artık, düne göre daha disipline olduğumuza inanıyorum. Bizim ailemizden gelen bir geleneğimizdir, bizim çalışanlarımızda asla ırk ayrımı olmaz bunu devam ettirdik. Karadeniz’den, İç  Anadolu’dan, Doğu Anadolu’dan hiç ırk ayrımı yapmadan kaptan, muavin çalıştırıyoruz bu geleneği çok da severek devam ettiriyoruz.

Personel eğitimlerine dikkat ve özen gösteriyoruz. Hostlarımızı sezona hazırlık amacıyla bir takım eğitimlere tabi tutuyoruz, onları bazı deneme seferlerine gönderiyoruz verdiğimiz eğitimlerin neticesini almaya çalışıyoruz. Sektöre yetişmiş eleman kazandırma çabasındayız. Kaptanlarımızı ise Mercedes’in düzenlemiş olduğu sürüş eğitimi programlarına tabi tutmaya özen gösteriyoruz.

Müşteri memnuniyeti ise bir başka kilometre taşı .Ancak biz müşteri memnuniyetini her an sağlamak istiyoruz.Bu amaçla araçlarımızı 7/24 kameralarla izleyip sefer sonlarında hatasını tespit ettiğimiz personelimizi uygunca uyarıp yönlendirerek müşterimizi her daim hoşnut kılmayı hedefliyoruz.

Ben şahsen matematiği seven bir yöneticiyim. Bundan ötürü bizim mazotumuzun litresine varan bir hesabımız vardır, matematiğimiz vardır. Hangi kaptan, nereye giderken yüzde kaç yakıt tasarrufu yapmış noktasına kadar denetimimiz altındadır. Bu işe biraz matematik de katıyoruz açıkçası. Sektörümüzde açık olan bir şey var; zaten büyük kârlar edemiyoruz, bari masraflarımızı minimize edelim ki avantaj kazanabilelim. Bu noktada şu anlayışa eriştik, bizim için başarılı kaptan, sol şeridi kapatan, hızlı kullanan değil, yakıt tasarrufu edebilen, müşteri memnuniyetini sağlayan kaptan oldu.Bunu yerleştirmemizde matematiksel verilerden yararlandık ve böylece daha şeffaf bir değerlendirme yapma şansını elde ettik.

Otobüs taşımacılığı sektöründe kadın olmaktan gurur duyduğunuzu defaatle dile getirdiniz.Acaba bu bağlamda, sektörümüzün kadın eline daha çok ihtiyacı olduğu görüşünü paylaşıyor musunuz?

Bu konuyu objektif olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Şöyle ki; kadın bir yönetici her zaman için şirket adına bir vizyon sağlar. Bir doğu firmasında bir Van firmasında kadın bir yönetici görmek tüm şimşekleri oraya çekiyor ilk etapta. Bir kadın yönetici olarak, yolcularla muhatap oldukça ve sektörümüzdeki diğer faktörlerle bir araya geldiğimde gördüm ki adeta kadın bir yönetici, firmanın marka değerini artırıyor bir bağlamda.

Dışarıdan bir gözle, bayram günü, Cizre tesisinde, akşam saat 12’de yolcularını karşılayan bir kadın yöneticiyi görmek gerçekten yolcuları memnun ediyor ve yolcular bir kez daha bağlanıyor bu firmaya ve bu bağ daha sıcak oluyor mutlaka. Parasal kaygının da ötesinde, evet burada bizimle ilgilenen, bize önem veren birileri var, burada işine değer veren insanlar var ve bu bir kadın’ algısı yaratmış oluyoruz. Mutlaka diğer firmalar da yolcularıyla birebir ilgilenmekteler ama bilinsin ki yolcular karşılarında ilgilenen biri olarak bir kadın yöneticiyi gördüğünde onlara elbet de daha samimi geliyor.

Toplumlar kadından gelir. Kadın annedir, doğurgandır inancı Anadolu’muzun inancıdır. Demek ki bu noktada toplumu eğitmek bizlerden geçiyor. Biz ne kadar bir yerlerde olursak, ülkemizin de toplumumuzun da bir yerlere gideceğine inanıyorum. Özellikle kadınların iş hayatında olmasının, toplumların da önünü çok açtığına inanıyorum.

Daha önce havayolu sektöründe bir deneyiminiz olmuştu.Tekrardan havayolu sektöründe Best Van ailesini görecek miyiz? Bu yönde çalışmalarınız var mı ?

Van Way gerçekten çok güzel bir projeydi. Gerçekten babamın Arslan Bayram vizyonunun genişliğini gösteren bir girişimdi. Van’dan Gaziantep’e kısa mesafede seferler düzenledik ama maalesef ki bazen bazı işlerin güzel olacağı gözükünce büyük engeller çıkar malum. Bu engellerle karşılaştık ve engellendik.

Bundan sonraki süreçlerde tabii ki altını çizerek söylüyorum Best Van’dan ayrı değil, Best Van’la beraber karayolunda her zaman var olacağız, karayolunu terk etmeden, ileride karşımıza havayolunda bir fırsat çıkarsa neden olmasın diyoruz.

Gürcistan,Irak,İran seferlerini başlattınız.Yurt dışında başka hat ve yatırım yapma planlarınız var mı ?

Yurt dışındaki girişimlerimize devam edeceğiz. Şu dönemde Avrupa daha gözde de olsa biz Ortadoğu ile çalışmaya devam ediyoruz. İncelemelerimiz oluyor çeşitli bölgelerde. Şu anda en azından önümüzdeki bir yıllık süreçte farklı bir coğrafyaya girmeyi düşünmüyoruz. Zaten siyasal ve ekonomik olarak da önümüzü görebileceğimiz bir süreçten geçmediğimiz için çok fazla büyümek değil, olanı korumak ve kaliteyi bozmamak şeklinde strateji belirledik. Fakat uzak gelecekte biz her zaman yurt dışında olacağız.

Son günlerde coğrafyamızda yaşanan olaylar ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik vaziyet malumunuz.Bu vaziyet sizi nasıl etkiledi ?

Çok ciddi olaylar yaşanıyor ve bunlara ticari gözle bakmak bizim için de hoş olmuyor. İnsanlar hayatlarını kaybediyor fakat özet geçmek gerekirse şunlardan bahsetmek isterim. Geçtiğimiz dönemde 45 gün boyunca Habur Sınır Kapısı kapalı kaldı ve 45 gün boyunca bütün yurt dışı operasyonlarımızı durdurmak bize ve araç personellerimize zorlu bir süreç yaşattı. Önümüzü göremedik, kapının ne zaman açılacağını öğrenemedik. Her gün ‘acaba yarın açılacak mı’ sorusuyla uyandık. Zor süreçlerden geçmenin faydalı olduğuna inanıyorum.Bu zor süreçlerden geçmenin hem bizi ülke olarak hem de Best Van ailesini güçlendirerek geride kaldığına inanıyorum.

Biz Anadolu coğrafyasında Lazı, Çerkesi, Kürdü, Türkü hep bir bütünüz ve bir bütün olarak kalacağımıza hiç ayrılmayacağımıza bizleri çok daha güzel günlerin beklediğine inanıyorum. Zaten bu olayları sadece ülkemiz eksenli düşünmek biraz hata olacaktır. Bu olaylar tüm dünyanın yaşadığı bir süreç aslında. Biz de bu süreçten aslında ülke olarak, coğrafi konumumuz sebebiyle nasibimizi alıyoruz.

Bir temenni olarak inanıyorum ki önümüzdeki yıllar çok daha güzel ve aydınlık olacaktır.

2015 yılını nasıl tamamladınız? 2016 yılından neler bekliyorsunuz ?

2015 aslında çok güzel başladı. Ancak seçimler ve daha sonrasında doların artması aslında bir yönden bize pozitif etki ederken – yurt dışına çalışan bir firmayız- bir yönden de dövizin artışı yurt içinde Best Van ailesini sektörle beraber negatif olarak etkiledi. Tedarikçilerimiz fiyat artırmak durumunda kaldılar. Bu fiyat artışını biz kendi fiyatlarımıza yansıtamadan göğüslemek durumunda kaldık. Son çeyrekte yol güvenliği ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşadık.

Her şeye rağmen ben 2015 yılını iyi bir yıl olarak değerlendiriyorum.2014 yılına göre bayramlarda çok iyi iş yaptık keza iki seçim dönemi de kazançlı işler yapmamıza yaradı. Son çeyrekte işlerimizde radikal bir düşüş yaşadık.

Şu anda da hafif hafif kendimize geliyoruz. Mart ayını bekledik, mart ayını bir görelim istedik. Ama Mart ayı da erkenmiş. Yaz için hâla daha bir öngörüde maalesef ki bulunamıyoruz.Haziran başı , Mayıs sonu gibi bu seneyle ilgili öngörülerimiz netleşecek gibi durmakta.

Biliyorsunuz 2016 yılı, otobüs sektörü için yenilik dolu bir yıl olarak başladı. Birçok yeni otobüs modeli tanıtıldı, Euro6 normuna geçildi. Sizin bu konuda 2016 ile ilgili öngörüleriniz nelerdir ?

Biz yurt dışı filomuzun Kuzey Irak yakıtı kullanması ve bu yakıtın Euro6 normuna uygun olmaması sebebiyle biliyorsunuz 2015 model araç alımı yaptık ve Euro5 normuna devam ettik.

Fakat yurt içi filomuza yakın dönemde büyük bir araç alımı yapılacak yine 2+1 ve Euro 6 motor normuyla teslim alacağız araçlarımızı.

Euro 6 bizim gibi matematikle çalışan firmalar açısından büyük bir avantaj. Çünkü bizler daha önce dingilli dediğimiz araçlarla %33 Mercedes verileriyle, bizim hesaplarımıza göre %35-36’ları tüketirken şimdi ise %22-23’lere düşmekten bahsediyoruz. Zaten baktığımızda bizim 4,5 aylık bir doluluk sürecimiz var. Bu süreçte evet 54 kişilik araçlarla tam doluluk oranına ulaşırken, geriye kalan aylarda özellikle kışın ne yapıyoruz, 30 kişi taşıyoruz. Fakat kışın bu araç aynı yakıtı yakıyor aynı masrafı yapıyor. Yolcu sayımızın değişmediği varsayımında hesaplamaların Euro 6 araçların bize %30-31 civarında bir maliyet düşüşü sağladığını görmüş olduk.

Son teslimat töreniyle gücüne güç katan filonuzda yıllardır Mercedes-Benz yıldızından farklı bir logo göremiyoruz. Diğer firmaların piyasaya sürdüğü araçlar ve fırsatları da göz önüne alarak bunun sebeplerini ve iş birliğinizin devam edip etmeyeceğini bizlerle paylaşır mısınız?

Öncelikle gözden kaçıramayacağımız bir Mercedes kalitesinden bahsetmek gerekiyor. Bunu nasıl ölçüyoruz? Biz Mercedes kalitesini yollara dayanıklılık olarak ölçüyoruz. Çünkü biz İstanbul – Ankara otoyolunda çalışmıyoruz. Öyle olsaydı Mercedes dışında araçları filomuza rahatlıkla katar ve onları keyifle kullanırdık. Ama maalesef gerçekçi olmak gerekirse bizim çalıştığımız yollar Ankara – İstanbul otoyolu ile kıyaslanmayacak bir seviyede henüz. Bu sebeple de gerçekçi yatırımlar yapmak gerektiğine inanıyoruz. Evet Mercedes daha pahalı olabilir, evet Mercedes biraz daha havalı olabilir ama Mercedes’in havasına ve pahasına katlanmamızın sebebi onların araçlarının yollara olan dayanıklılığı. İkinci elinin alıcı bulabiliyor olması yine bizler için büyük bir avantaj.

Diğer otobüs markalarını kötülemek, yollara dayanıksız algısı oluşturmak değil niyetimiz ancak, kaç yaşında olursa olsun Mercedes araç ikinci elde alıcı buluyor ve perona girdiği zaman dimdik ayakta duruyor.

Hizmet kalitesini ve konforu artırmak, haliyle bir maliyet getiriyor. Özellikle uzun mesafe çalışan firmalar bu konuda zorlandıklarını ifade ediyorlar. Siz bu konudaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Öncelikle bizim sektör olarak büyük bir ek giderler maliyetimizin olduğunu söylemem gerekir. Taşıma dışında ekran yatırımı, internet yatırımı, araç içi sıcak soğuk ikram yatırımı gibi birçok kaleme biz gerçekten büyük paralar ve eforlar harcıyoruz. Bu konudaki düşüncem ise birbirimizden yolcu kapmaktan ziyade bu sektöre yolcu kazandırmanın önemini kavramamız gerektiği. Yolcunun ilgisini karayoluyla seyahat etmeye çekmemiz gerekiyor. Rakibim bile dahil etse o yolcuyu sektörün payına, o yolcular elbet de benim için de potansiyel bir müşteri haline gelecektir. Bundan dolayı da biz sektör olarak şu anda diğer rakiplerimizden hava ve demiryolundan yolcu alabilmek için bu yatırımları yapmak zorundayız.

Ben kendimi bir yolcu olarak düşündüğümde İstanbul – Ankara arasını neden havayoluyla gitmeyip karayoluyla gitmeliyim sorusuna cevap olarak şunları söyleyebilirim; havalimanına gidip erkenden, rötar beklemek istemiyor oluşum, bagaj beklemek hususunu söylerim,havalimanına ulaşım sıkıntısını eklerim.Tam da bu noktada aslında otogarların şehir dışında olmayışının bu sektöre ne kadar avantaj sağladığını belirtmek gerekir.Bunun yanında da az önce bahsettiğimiz yolculara sağladığımız koltuk arkası ekran, internet, açık büfe ikramlar ve 2+1 koltuk düzeni neticede sadece firmamıza değil sektörümüze de güç katacaktır.Yolcumuza müşteri değil de misafir olarak bakışımız hem bizim kültürümüzden geliyor hem de elbet de rakip sektörlere karşı tercih edilmemize sebep oluyor.

Şunun biz de farkındayız, bu ek hizmetler bize büyük külfetler yüklüyor. Ancak bizler zamanında ikramlarından bir zeytin çıkarıp büyük kâr eden uçak firması gibi düşünmüyoruz, yolcumuzun bize emanet olduğunu, susayabileceğini, uzun yolculuklarında belli ihtiyaçlarının olduğunu göz önünde tutuyoruz. O bir zeytin on yolcu kazandıracaktır bizlere. Belirttiğim gibi yolcumuz bizler için yalnızca müşteri değil birer misafirdir de aynı zamanda.

Ülkemiz coğrafyasında karayolu taşımacılığının bir firmayla da olsa sürekli var olacağının bilincindeyiz bu coğrafyanın gerçeğidir otobüs taşımacılığı. Bu nedenle de sektördeki yatırımlarımız, kalite politikamız hep devam edecek sürekli devam edecektir.

Van’da Bayram ailesi denildiği Best Van denildiği zaman insanların aklında nasıl bir algı oluşmuş durumda?

Van aslında büyük bir şehir gibi gözükse de küçük bir yerdir herkes birbirini tanır. Biz de tanınmış aileyiz Van’da. Hep pozitif yönünden bakmak isterim ben de bu duruma, tabii ki büyük olmanın hep zorlukları mevcuttur, malumunuz ama birlik olmak beraber olmak çok önemlidir ve biz büyük bir aile olmanın faydasını buralarda gördük. İyi günde de kötü günde de bir ‘aile’ olmaya çabaladık birlikte olduk ve birçok zorluğu beraberce aştık.

Best Van Tur, doğudaki sahiplenme kültürüyle, o bölgenin dinamiklerinden geldiği için sahiplenilen bir firma yöre açısından. Bu bizi her zaman mutlu ediyor bunu ırkçılık olarak değil ancak hemşericilik olarak değerlendirdiğimiz için bu sahiplenme bize hep ama hep pozitif yansıyor bundan mutlu oluyoruz.

Doğu’daki diğer illerde de gördüğümüz o sıcak ortamın, sıcak aile bağlarının avantajını yaşıyor aslında Best Van Tur diğer doğu firmaları gibi. E tabi, masraflarımız da artıyor doğu firması olunca, geniş bir aileye sahip olunca malum misafir yolcumuz hep daha fazla oluyor, gönderilen eşyamız çantamız dosyamız daha fazla oluyor ancak biz bunları hep sevinçle karşılıyoruz. Biz hiçbir zaman bu taleplere kurumsal gözle yaklaşıp, burun kıvırmıyoruz. Her zaman candan, gönülden bir hizmet sunmak, samimiyetimizi korumak için bakıyoruz.

Özetle amatör ruhla, profesyoneli yakalamak için çabalıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here